Veysel! Hop! N'apıyo'n oğlum! Selam sabah yok mu? Oğlum, kusura bakma dalmışım gidiyordum öyle. Sen n'apıyo'n? N'apalım be! Bildiğin gibi zivzivleniyoruz. Sen n'apıyo'n asıl? Köyde değil miydin oğlum sen? He ya köydeydim de bu dişimin ağrısı tuttu valla. Yemin ediyorum duramadım. Bu eski bizim motor vardı ya onu ayarladım, geldim Geçmiş olsun. Çalışıyo' mu lan hâlâ o motor? He he, çalışıyo' sağ olsun, eksik olmasın Heh! Bak hele ne diy'cem sana: Seninki tapularda mapularda dolanıyomuş. O adamları falan arıyo'muş. Ama nedir, ne değildir bilmiyorum Lan arkadaş! Yemin ediyorum anlamadım ki ne zıkkım ettiğini bunun. Zaten canım burnumda. Bi' de bunun böyle fırfırlarıyla uğraşıyorum. Ben aslında biliyo'm onun ne halt ettiğini de konduramıyorum yavşağa, konduramıyorum. Sen sağ ol, hadi eksik olma. Görüşürüz Valla... Dikkat et. Hadi görüşürüz Bak çok konuşuyo' millet sağda solda Ya onların da başka işi mi yok Allah'ını seversen. Hadi sağ ol. Görüşürüz Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık "Git!" desem de gitmez artık bu kör karanlık Maksadım dilimden aştı, kapat şu faslı İlaçlarım tutar dil altı mesken hatırası Sevdim her zaman mübalağa, ben kadar yalansın Kırılsın aklımızda, kalmasın bir tuğla sağlam Hâlâ yaşıyor olmak en büyük münâkaşam Piknik tüplerinde söyle; demlenir mi çaylar? Tesadüfler ayaklandı aniden bi' akşam Ben bi' yerdeyim olmak istemeyeceğim Çuvallarca inciri bir anda berbat ettim Bak tesadüfün de böylesi, bayağı temiz yürekli Feri söndü gözlerin; neyin tesellisi? Yolda yürürken, hep bu yolda kaybolurken Ne ara bitti bir büyük anlamazken N'olur or'da yatsan işte, bi' an belirsen Ben de benden kurtulunca yüzüm gülümser Anlat ona bir cümle kurmadan olanları Say vapurları, tüm durakları Anlat ona kadehlerin dibinde gördüğün rüyaları Anlat her nefeste toprak olmayı, bu kör karanlığı Dünyalar mı devrilir be böyle söylediysem Söyle sen de! Bilsem aklımdan neler geçer Dak'kalar sayarken, umutlar biterken N'olur or'da gelsen işte, bi' an belirsen Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Bu katran karası günlerin bronzdan heykeli Sildi çoktan hafızamda ateşten öfkeyi Eksik olma sen de dünya, yaşattın bunları Şükranlarımı yollarım sana, hak ettin bunları Yürekte yer etmiş ne varsa kurşunlanmalı En başında biliyo'dum ki zaten olmayacakları Her tarafta kör karanlık, başka bir şey kaldı mı? Ben bir yerdeyim fakat benden eser kalmadı Durdu nabzı talihin, yerimi sen mi söyledin? Efsanelerin gırtlaklarını kestim, buna üşenmedim Ben tükettim, derini kaldıran zehir de bendim Bitmeyen şüpheyle bu ömrü kemirdim Kalmadıysa kalmasın kafamda mânâ Paramparça kehanetler eriyecek bir anda Alakadan muaf sualler karşımızda İnatla yürüyorum kör karanlığa Anlat ona bir cümle kurmadan olanları Say vapurları, tüm durakları Anlat ona kadehlerin dibinde gördüğün rüyaları Anlat her nefeste toprak olmayı, bu kör karanlığı Dünyalar mı devrilir be böyle söylediysem Söyle sen de! Bilsem aklımdan neler geçer Dak'kalar sayarken, umutlar biterken N'olur or'da gelsen işte, bi' an belirsen Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık Kör, kör, kör karanlık