Ararım sabahı gecelerin içinde derin derinde Yanarım, alev alırım, alevi görürüm senin elinde Durabilir mi taş olsa söyle benim yerimde? Unutulsun, unutulsun gerekirse Eylül'ün eğninde yıkım var üstat, çık yola En büyük sensin, senin şarkılar senindir heyyamola Kimliği belirsiz sabah beş gibi Sokak arasında iki el ateş gibi, oo! Ya sen türküler söyle, ya da benimki dinle Geçer mevsimler bir mendili katlar gibi cebime Parmaklarında çabuk bi' yatkınlık ve gül kurusu Söndürdüğün gibi sigaranı yemin et, bu son olsun Gülümserlik senin üstünde yeni bi' güneşti Açardı geçerken adalardan, eskiden güleçtin Bir plakta Franz Lizst, altında meşeden masa Elbisene bi' diyecek yok, bembeyaz, tabula rasa Bir tren bekleniyor, her yelkene lodos Her rıhtıma bi' tekne, her sahneye Godot Eski bi' rün çizer yüzüne nazlana nazlana Yıldız haritalarından mavi atlaslara Ararım sabahı gecelerin içinde derin derinde Yanarım, alev alırım, alevi görürüm senin elinde Durabilir mi taş olsa söyle benim yerimde? Unutulsun, unutulsun gerekirse Düş bozumları Gecenin on ikisinde yitik bir zarf Cehennem başkasıdır, arkasına saklanan intizar Eski sokaklarda çalan yeni bi' caz Islatır kendini Türkçe yağmura, o caz belki de hicaz Gözümden bi' komet geçti, aklımdan direnmek Sen yargıcılar karşısında çıplak Phyrne ne ki? Sen geceden gebe kalan yıldız var aklında Akdeniz kanar beyaz kemanlar altında Akdeniz, Akdeniz beyaz kemanlar altında Ay gölgesinde dinlenen bi' yorgunluktu bak deniz Ben artık gözyaşı çetesine mensup bir gangsterim Sen Godiva gibi geçerken beni de gör istedim Ey, ağlatan zarafet uzun uzun kirpikler gibi Yüzün bi' kıyı kumsalı, gözlerin su dibi Önünde sonunda bitecek dert Öykünün sonunda gidecekler Ararım sabahı gecelerin içinde derin derinde Yanarım, alev alırım, alevi görürüm senin elinde Durabilir mi taş olsa söyle benim yerimde? Unutulsun, unutulsun gerekirse